Bizans imparatorlarının, barışa ve tanrının bilgeliğine adadıkları dini ve mimari iki başyapıtı İstanbul’da bulunmaktadır. Aya İrini, ilahi barışaa adanmıştır ve ilahi bilgeliğe adanmış Ayasofya’dan önce inşa edilmiştir. Her iki eser de Bizans İmparatoru Büyük Konstantin tarafından şehir kurulurken inşa ettirilmiş ve 6. yüzyıla, Jüstinyen dönemine kadar birkaç kez yeniden yapılmışlardır.
Osmanlı İmparatorluğu’nun hem idari hem de meskun kalbi olan Topkapı Sarayı, sultanın özel odası olan Has Oda’da tutulan paha biçilmez kutsal emanetlere ev sahipliği yapmaktadır. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) değerli eşyaları ve Hz. Musa'ya, Hz. Yusuf'a, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) kızı ve damadına ait özel eşyalar ile Kâbe anahtarı, 500 yıl boyunca Topkapı Sarayı’nda muhafaza edilmiştir. Emanetlerin en önemlisi, I. Selim döneminde İstanbul’a getirilen Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Hırka-i Şerifi’dir. Bir diğer kutsal emanet ise Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Sakal-ı Şerifi’dir.
Bizans Dönemi'nde İstanbul şehri, Tarihi Yarımada’dan Haliç’e (Altın Boynuz) kadar uzanıyordu. Altın Boynuz, adını gün batımı esnasında oluşan renkten almaktadır. Son yıllarda bölgenin modern binaları kaldırılmış, birçok tarihi bina yeniden kazanılarak müze olarak açılmıştır. Burada Doğu Roma İmparatorluğu’na ait bir saray ile çeşitli kilise ve camiler bulunmaktadır. Bölgenin evleri ve mahallesi bu alana benzersiz bir atmosfer katar.
Karaköy ve Galata’dan Taksim’e İstiklal Caddesi (Grand Rue de Péra)
Boğaz’ın kıyısında ve Tarihi Yarımada’nın hemen karşısında yer alan Karaköy, eski ile çağdaş arasında bir geçit işlevi görüyor. Bir ana liman olarak ticaret ve deniz taşımacılığının merkezi olan Karaköy, birçok kültürün ve inancın eritme potası haline geldi.